<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seviyofm.Com seviyo fm radyo radio RadyoDinle Radyolar &#187; Kultur</title>
	<atom:link href="http://www.seviyofm.com/radyo/kultur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seviyofm.com</link>
	<description>Seviyo radyosunu dinleme radyo sarki isteme Sarkilar sarkisozleri muzik haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Dec 2011 03:13:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Zübeyde Hanımın hayatı aslında nedir</title>
		<link>http://www.seviyofm.com/zubeyde-hanimin-hayati-aslinda-nedir.html</link>
		<comments>http://www.seviyofm.com/zubeyde-hanimin-hayati-aslinda-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 19:57:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[zubeyde]]></category>
		<category><![CDATA[zubeyde hanim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seviyofm.com/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[Zübeyde Hanım filminin başmimarlarından Fatih Bayhan, nasıl bir film yapılacağını, filmin konusunun ve filme imza atacak isim ve oyuncuların özellikleri ve önemini anlattı. Atatürk’ün annesi “Zübeyde Hanım”ın gizemli yaşam öyküsü sinema filmi olarak çekilecek. “Zübeyde Hanım” adlı kitabıyla ses getiren Gazeteci-Yazar Fatih Bayhan, film için yapılan tüm hazırlıkları Yeni Asır okurlarıyla paylaştı. Sayın Bayhan, önce kitabınızdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/687420090609040121872.jpg" alt="Zübeyde Hanımın hayatı aslında nedir" width="265" /></strong></p>
<p><strong>Zübeyde Hanım filminin başmimarlarından Fatih Bayhan, nasıl bir film yapılacağını, filmin konusunun ve filme imza atacak isim ve oyuncuların özellikleri ve önemini anlattı.</strong></p>
<p><span id="more-27705"> </span></p>
<div id="LinkZ">
<div>Atatürk’ün annesi “Zübeyde Hanım”ın gizemli yaşam öyküsü sinema filmi olarak çekilecek. “Zübeyde Hanım” adlı kitabıyla ses getiren Gazeteci-Yazar Fatih Bayhan, film için yapılan tüm hazırlıkları<strong> </strong>Yeni Asır  okurlarıyla paylaştı.</div>
<div><strong><em>Sayın Bayhan, önce kitabınızdan başlayalım. Zübeyde Hanım, Gölgesinde Mustafa kemal Büyüten kadın” adını taşıyor. Bize kitabın hikâyesini anlatır mısınız?</em></strong></div>
<div>Efendim, kitabın hikayesi en az Zübeyde Hanım’ın hikayesi kadar ilgi çeker. Çünkü her fırsatta önem verildiği söylenen, ilkelerinden, yaşamından pasajlar aktarılan, ulusal kurtuluş savaşının Başkumandanı Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi vefatının üzerinden geçen neredeyse 86 yıla rağmen kendisiyle ilgili tek bir biyografik çalışma yapılmamış bir kadındır. Gösterilen ilgi, sadakat bu mudur? Ama hakkında en az oğlu kadar spekülasyon yapılmış bir kadındır da. Çalışmanın hikâyesi 2004’de başladı. Pegasus yayıneviyle bir seri projesi olarak 3 kitap çalışmasına başlayacaktık. <strong>“Zübeyde Hanım, Latife Hanım’ın  Kâğıtları ve Fikriye Hanım”.</strong> Yani Atatürk’ün hayatından geçmiş en  etkili üç kadının biyografik hayat öyküsü.</div>
<div><strong><em>Neden Üç Kadın?</em></strong></div>
<div>Adımızı ”kadın yazarına” çıkartacak bu çalışmayla amacımız Atatürk’ün hayatına dokunmuş ve etki bırakmış kadınları yazmaktı. Ama daha derinlemesine bakarsanız asıl Atatürk’ün “insan yanı”nı öne çıkartmaktı diye de adlandırabilirsiniz.</div>
<div><strong><em>Nasıl İnsan Yanı? Üç Kadın ve İnsan  Atatürk?</em></strong></div>
<div>Evet, bir kadın; Zübeyde Hanım. Atatürk’ün annesidir. Oğlu Atatürk olan, Mustafa kemal olan bir anne. Dolayısıyla çocukluğu, bebekliği, gençliği yani onu Atatürk yapan özelliklerin temelinde Zübeyde Hanım’ın etkisi vardır. “Oğul Mustafa” portresidir ortaya çıkan.</div>
<div>Fikriye Hanım’da “Genç Mustafa” portresi vardır. Deli doludur, aşıktır. Aşkı için göze aldığı bir çok şey vardır. Latife Hanımdaysa “Aile Reisi ve devlet Reisi Mustafa” vardır.</div>
<div>Her üç kadının ortak noktasıdır Mustafa… Birine anne der, birine sevgilim,  birine latif…</div>
<div>İşte bu insani yanı, sevebilen, ağlayabilen, kızabilen yanı önemlidir.</div>
<div><strong><em>Peki Özelde Zübeyde Hanım’ı soralım. Nasıl bir öyküsü var  Zübeyde Hanım’ın? İzmir’de son bulan bir öykü…</em></strong></div>
<div>Evet, Selanik’te başlayan, İstanbul ve Ankara’ya dokunan ama İzmir’de son bulan bir öykü… YENİ ASIR okurları için Zübeyde Hanım’ın özel bir anlamı olmalı. Çünkü onlar Karşıyaka’ya her uğradıklarında mezarına gidip Fatiha okuyabilecek kadar yakınlardır. Selanik’e yakın mesafede Lanzaka adlı bir bölgede doğar Zübeyde Hanım. Ama ailesine bakmak lazım. Ailesi Fatih Sultan Mehmet döneminde Makedonya’nın fethinin ardından bölgenin Türkleştirilmesi projesi kapsamında Konya-Karaman bölgesinden alınıp Selanik bölgesine yerleştirilmiştir. Soy kütüklerinde “<strong>Evladı Fatihan</strong>” yazar. Yani Fatih’in evlatları olarak kaydedilmiştir. Çocuk yaşta okuması nedeniyle “Molla Zübeyde” lakabı takılır. Annesi Ayşe Hanım’ın biricik kızıdır. Ailesi dindar ve muhafazakar bir ailedir. Çocukluğu hep bu bölgede geçer. Selanik’e yerleşmesi Ali Rıza Bey’le evliliğinden sonra olmuştur.</div>
<div><strong><em>Ali Rıza Bey’le Nasıl tanışıyorlar? Lirik bir hikayeleri var  mı?</em></strong></div>
<div>Oldukça lirik bir hikayeleri var aslında. Ali Rıza Bey yaşı otuzlara gelmiş, kendisine gösterilen gelin adaylarını beğenmeyen bir kişiliğe sahip. Ama ortada bir rüya var.</div>
<div><strong><em>Nasıl bir Rüya bu?</em></strong></div>
<div>Evet, bir rüya görüyor Ali Rıza Bey. Bu rüya hikayesini Makbule Atadan bizzat kendi hatıratında anlatıyor. Ali Rıza Bey bir gün rüyasında ak saçlı, ak sakallı yaşlı bir zatı görüyor. Bu zat kendisine iri gözlü, beyaz tenli bir kadın gösteriyor ve “işte bu senin kısmetindir” diyor. Ali Rıza bey rüyanın şokuyla uyanıyor. Haftalarca kimseye anlatamıyor rüyasını. Sonuna kız kardeşine açıyor derdini. Kız kardeşi de şaşkındır.</div>
<div><strong><em>Peki Nasıl buluyor, tanışıyorlar Zübeyde  Hanım’la?</em></strong></div>
<div>İşin o tarafı da gariptir. Zübeyde Hanım annesiyle birlikte bir terzilik işi nedeniyle Selanik’e geliyor. Terzi dükkânında otururlarken Ali Rıza Bey’in kız kardeşi Zübeyde Hanım’ı görüyor. Abisinin tarifine de uyan güzel bir kız. Tabi Ali Rıza Bey kızı o gün görüyor. Kimdir? Diye araştırınca Selanik’te bir çiftlikte çalışan abisine ulaşıyorlar. Sonra da hikaye başlıyor… Ama en büyük engel Annesi Ayşe hanım. Çünkü kızım daha çok genç, yaşı küçük evlendirmem diyor. Annesini ikna etmekte Selanik’teki kardeşine düşüyor. Zaten bu evliliğe kefil olunca Ayşe Hanım müsaade ediyor.</div>
<div><strong><em>Gerçekten oldukça ilginç bir hikayesi var?</em></strong></div>
<div>Ama ben tüm hikayeyi burada anlatmayayım. Bu hikaye Zübeyde Hanım adlı kitabımızda daha geniş ve roman tadında kaleme alındı. Zübeyde Hanım’ın asıl hikayesi evlendikten sonra başlıyor. Ali Rıza Bey’in iş ve memuriyet hayatı, doğan çocukları, genç yaşta ölen çocukları… Bu hazin öyküyü mutlaka okumalarını öneriyorum.</div>
<div><strong>Peki Sinema Filmi Nasıl olacak?</strong></div>
<div>Bakın, Zübeyde Hanım’ın hayat öyküsü aslında bizim Balkanlara “Elveda” öykümüzdür. Dolayısıyla onun hayatını bu yanıyla ele almak gerekiyor. Ama bir de işin Kurtuluş Savaşı kısmı vardır. Zübeyde Hanım’ın hayatı aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın da tarihidir. Ve Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin de başlangıç tarihi… Gölgesinde bir halkın liderini yetiştiren kadının sinemaya uyarlanmamış olması bugüne kadar eksiklik değil midir? İşte bunu gidereceğiz… Güzel bir film olarak beyaz perdeye uyarlayacağız.</div>
<div><strong><em>Ne durumda şu an çalışmanız ? Film’in Bütçesini ne kadar  düşünüyorsunuz?</em></strong></div>
<div>Çalışmamız şuan senaryo aşamasında. Senaryonun ardından sinema filmi olarak çekilmesi için hazırlıklar başlayacak. Sanıyorum 2010’da ya da 2011 başında izleyiciyle buluşmuş olur. Henüz kesin bir tarih için çok ergen. Takdir edersiniz ki basit bir film işi değil. Ciddi bir prodüksiyon işinden bahsediyoruz.</div>
<div>Projemizin destekleme kurulu dosyası şuan Kültür ve Turizm bakanlığında. Ancak biz sadece oradan alacağımız destekle yapmayacağız. Ciddi destekleyen kuruluşlar var. Bütçesi yaklaşık 2-2,5 trilyon civarında olacak. Şuan hazırlıklarını tamamladığımız “<strong>Fikriye Hanım</strong>” Filmimiz var. Fikriye Hanım’ın hemen ardından bunun çekimlerini başlatacağız. Yapım ve yönetmeni konusunda şimdilik bilgi vermeyeyim. Ama Türkiye’nin en ciddi prodüksiyon şirketiyle ve en başarılı yönetmenleriyle çalışacağız. Ayrıca Filmin Konsept danışmanı da çok tanıdık bir sinema sanatçımız olacak.</div>
<div><strong><em>Sayın Bayhan inanın bizde çok heyecanlandık. Acaba kimler oynayacak? Yönetmeni kim olacak bu filmin? En çokta Zübeyde Hanım’ı kimin oynayacağını merak ediyoruz?</em></strong></div>
<div>Bu üç kitabın filmleri de çekilecek. Dolayısıyla her filmde ayrı kişilerin Zübeyde Hanım’ı canlandırmasını istemiyoruz. Öyle biriyle anlaştık ki kamuoyuna açıkladığımızda herkesi başka bir heyecan saracaktır. Ve Atatürk’ü kimin oynayacağı meselesi… Asıl bu konudaki tercihimiz çok beğenilecektir.</div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong><em>Peki Film’de İzmir sahnesi de olacak mı? Zübeyde Hanım İzmir’de  defnedildi?</em></strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div>Evet, İzmir bizim için bir film sahnesinden daha fazla önem taşıyor. İzmir’de belki başka sahneleri de çekebiliriz. Ama Zübeyde Hanım ve latife Hanım Filmlerinde İzmir kesinlikle olacak.</div>
<div>(Yeni Asır)</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seviyofm.com/zubeyde-hanimin-hayati-aslinda-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk müzikali Broadwayde kapalı gişe</title>
		<link>http://www.seviyofm.com/turk-muzikali-broadwayde-kapali-gise.html</link>
		<comments>http://www.seviyofm.com/turk-muzikali-broadwayde-kapali-gise.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 19:56:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Beacon Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Broadway]]></category>
		<category><![CDATA[Gülçin Hatıhan]]></category>
		<category><![CDATA[HİSSELİ HARİKALAR]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Yazıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı gişe]]></category>
		<category><![CDATA[koreografisini Korhan Başaran]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal direktörlüğünü Onur Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk müzikali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seviyofm.com/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[ABD’de sahnelenen ilk Türk müzikali ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ Broadway’de kapalı gişe oynadı Broadway’de 3 bin seyirci kapasitesine sahip ‘Beacon Tiyatrosu’nda oynanan ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ seyircilerden tam not aldı. Oyun kapalı gişe oynanırken izleyiciler oyuncuları dakikalarca ayakta alkışladı. Yönetmenliğini Gülçin Hatıhan, yapımcılığını İbrahim Yazıcı, koreografisini Korhan Başaran ve müzikal direktörlüğünü Onur Selçuk’un yaptığı oyunun başrollerini pop [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><img src="http://91.93.103.35/haber/090615-013822-194371-C.jpg" alt="" width="203" height="162" /></p>
<p><strong>ABD’de sahnelenen ilk Türk müzikali ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ Broadway’de kapalı gişe oynadı </strong></p>
<p>Broadway’de 3 bin seyirci kapasitesine sahip ‘Beacon Tiyatrosu’nda oynanan ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ seyircilerden tam not aldı. Oyun kapalı gişe oynanırken izleyiciler oyuncuları dakikalarca ayakta alkışladı. Yönetmenliğini Gülçin Hatıhan, yapımcılığını İbrahim Yazıcı, koreografisini Korhan Başaran ve müzikal direktörlüğünü Onur Selçuk’un yaptığı oyunun başrollerini pop sanatçısı Burak Kut, Duygu Erdoğan, İbrahim Yazıcı, Uğur Uğural paylaştı. Ekipte 80 kişilik oyuncu ve dansçı görev aldı.</p>
<p><strong>HİSSELİ HARİKALAR 29 YAŞINDA</strong><br />
Müzikalin ana sponsorluğunu Washington merkezli ‘Türk Kültür Vakfı’ yaptı. Amerikalılar da kulaklıklardan anında yapılan İngilizce seslendirme yoluyla müzikali keyifle izledi. İki perdelik oyunun sonunda Haldun Dormen de sahneye çıkarak oyunculara teşekkür etti. Türkiye’nin en çok izlenen müzikallerinden olan yapım ilk kez 29 yıl önce sahne aldı. Pek çok ilde 600’den fazla gösterime girdi.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seviyofm.com/turk-muzikali-broadwayde-kapali-gise.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlana Celaleddin Rumi ve Felsefesi</title>
		<link>http://www.seviyofm.com/mevlana-celaleddin-rumi-ve-felsefesi.html</link>
		<comments>http://www.seviyofm.com/mevlana-celaleddin-rumi-ve-felsefesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 19:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[1207 yılında Horasan]]></category>
		<category><![CDATA[Celaleddin Rumi]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Mevlena]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seviyofm.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi 1207 yılında Horasan’da doğdu. İlk derslerini bilginler sultanı ismiyle anılan babası Bahaeddin Veled’ten aldı. Tasavvuf düşüncesiyle iç içe büyüyen Mevlana bir Ahi olan Şems Tebrizi ile karşılaşınca kendi düşünceleri de şekillenmeye başladı. Mevlana Kur’an’a hayrandı. “Ben Kuran’ın bendesiyim” demekten hoşlanıyordu. Bunun yanında, devrinin bütün sanat ve bilim hareketlerini takip ediyor, hadis, fıkıh [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-161" title="Design By LeAk" src="http://www.seviyofm.com/wp-content/uploads/2010/02/mevlana.jpg" alt="Design By LeAk" width="258" height="280" /></p>
<div>
<p><strong>Mevlana Celaleddin Rumi 1207 yılında Horasan’da doğdu. İlk derslerini bilginler sultanı ismiyle anılan babası Bahaeddin Veled’ten aldı.</strong> Tasavvuf düşüncesiyle iç içe büyüyen Mevlana bir Ahi olan Şems Tebrizi ile karşılaşınca kendi düşünceleri de şekillenmeye başladı. Mevlana Kur’an’a hayrandı. “Ben Kuran’ın bendesiyim” demekten hoşlanıyordu.</p>
<p>Bunun yanında, devrinin bütün sanat ve bilim hareketlerini takip ediyor, hadis, fıkıh gibi İslam bilgileri konularında çağının rakipsiz uzmanı sayılıyordu. Mevlana,  13. yüzyılda Moğol akınları yüzünden sarsılan Anadolu’nun acısını, insanlığı, hoşgörüyü ve barışı temel alan felsefesiyle hafifletti, yaraları sardı.</p>
<p>Mevlana felsefesinin temelinde aşk vardır. Mevlana’ya göre tanrıya ulaşmak için gerekli olan en önemli şey aşktır. Bir bitki hayvan da sevebilir; ancak, hem bedeniyle, hem bilinciyle, hem düşüncesiyle, hem de belleğiyle sevebilen tek varlık insandır. Mevlana bir kadına duyulan aşkı yüceltir; çünkü, bir başkasını seven insan kendisini, tüm insanlığı, evreni ve tanrıyı sevebilir. Mevlana, tüm insanlığa derin bir sevgi beslemiştir. “İnsan bir hamur teknesi boyundadır ama herşeyden, her varlıktan yücedir.” diyen Mevlana, insan sevgisini bir aşka, tutkuya dönüştürmüştür. Mevlana, insanı yüceltmiş ve buna temel olarak insanın yaratıcı  hürriyetini ve yapıp-edici iradesini göstermiştir. Mevlana insana verdiği önemi Divan-ı Kebir’ deki şu gazeliyle anlatmıştır :<br />
“ Nice dilekleriniz var, bağış istemedesiniz; bir kendinize<br />
gelin artık, bağışın ta kendisi sizsiniz.<br />
Gece gündüz kavuşup buluşma aşkındasınız; fakat<br />
kavuşmanın da ışığı sizsiniz, buluşmanın da; bundan<br />
haberiniz yok, bunu anlamıyorsunuz.”</p>
<p>Mevlana’ nın sevgisi evrenseldir, ırk,din,dil ayrımı yapmadan tüm insanları kapsar. O tasavvuf inancını sadece bir nazariye olarak benimsememiş, günlük hayatına da mal etmişti.  Mevlana, çocuklara, hastalara, kadınlara, yoksullara saygı gösterir, vefa duyardı. Mesela kadına büyük önem vermekte,“Sizler kadının kapanmasını istedikçe, herkeste onu görme isteğini kamçılamış olursunuz. Bir erkek gibi, bir kadının da yüreği iyiyse, sen hangi yasağı uygulasan da o iyilik yoluna gidecektir. Yüreğin kötüyse, ne yaparsan yap, onu hiçbir şekilde etkileyemezsin” diyerek erkekle eşit olduğunu savunmaktaydı.. Mevlana sevgisini diğer din ve ırklardan olanlara da göstermiştir. Nitekim, öğrencileri arasında Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Rumlar, İranlılar, Araplar, Ermeniler, Türkler bulunmaktaydı. Mevlana, tüm dinleri bir görmekte, dinler arası ayrılığın Tanrı ile bağdaşmayacağını düşünüyordu. Sonuçta asıl mesele insandı ve dinler,felsefeler ve ahlak sistemleri insanı daha mutlu, daha değerli yapma yolundaki vasıtalardı.  O’na göre tüm insanlar, Allah’nın bir görüntüsüydü. İnsanlar arasında ayrım yapmak, Allah’a saygısızlıktan başka birşey değildi.  Mevlana, bu düşüncelerini Mesnevi adlı eserinde toplamıştır:<br />
“ Beri gel, daha beri, daha beri<br />
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?<br />
Bu hır-gür, bu kavga nereye dek?<br />
Sen bensin işte, ben senim işte<br />
Ne diye bu direnme böyle?<br />
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?<br />
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek<br />
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?<br />
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?<br />
Sağ soluna yan bakar, ne diye?<br />
İkisi de senin elin, ikisi de<br />
Peki kutlu ne, kutsuz ne?</p>
<p>…..</p>
<p>Dünyada nice diller var, nice diller<br />
Ama hepsinde de anlam bir<br />
Sen kapları, testileri hele bir kır<br />
Sular nasıl bir yol tutar gider<br />
Hele birliğe ulaş, kavgayı, hır-gürü bırak<br />
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.”<br />
Mevlana, bu dizelerle tüm insanlığı barışa ve birliğe davet etmektedir. Mesnevisinde zengin- fakir gibi ayrımların anlamsızlığına dikkat çekmiş, kavgaların bitmesiyle insanların birleşeceğini vurgulamıştır.  O’na  göre bütün illetlerin devası sevgidir ve insanların en hayırlısı insana ve insanlığa faydası olandır. Mevlana’ nın bu yüce sevgisi insanlara hoşgörüyle yaklaşmasını sağlamıştır. Bu hoşgörüsünü şöyle ifade etmiştir:<br />
“ Gel ne olursan ol, gel<br />
İster tanrı tanımaz, ister ateşe tapar,<br />
İster bin kez tövbeni bozmuş ol<br />
Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil,<br />
Gel ne olursan ol, gel ”<br />
Mevlana bu sözleriyle insanların yüreğine ışık saçmış, insanlar arası her türlü ayrımı ortadan kaldıran felsefesiyle yürekleri fethetmiştir.</p>
<p>Mevlana felsefesinin bir başka özelliği de mala ve mülke önem vermemesiydi. Ne var ki bu düşüncenin temelinde maddeye sırt dönmek ve ona el sürmemek değil, maddenin üstüne çıkmak vardır. Yani kötü görülen sahip olmak değil, sahip olduğumuz şeylerin kölesi haline gelmektir. “ Elinizde olsun ama gönlünüzde olmasın.” sözü ile Mevlana’nın anlatmak istediği budur.</p>
<p>Mevlana Felsefesinin Günümüze Etkileri:</p>
<p>Ölümünden sonra yaklaşık sekiz yüzyıl geçmesine rağmen Mevlana unutulmamış, felsefesi kaybolmamıştır. Günümüzde, Mevlana’nın görüşlerini temel alarak kurulan Mesneviliğe tüm dünyada gönül veren insanlar vardır. Her yıl, Türkiye‘ de birçok ülkeden katılımcıyla Mevlana günü düzenlenmekte, O’ nun felsefesi ve eserleri tartışılmaktadır. Mevlana ölümünden sonra da insanları etkilemeye devam etmiştir. Bu insanlarda biri de Atatürk’ tür. Tanrı ve insana duyduğu engin sevgiyi sanatla besleyip geliştiren Mevlana felsefesinden etkilenen ve en iyi biçimde özümseyen Yüce Atatürk, Mevlana’yı, “İslamiyeti Türk ruhuna uyduran büyük bir reformist” olarak nitelemektedir  Bugün, Mevlana hakkında yazılmış binlerce kitap, makale ve araştırma vardır. Günümüzün en gelişmiş iletişim sistemi olan internette Mevlana hakkında on binden fazla kaynak bulunmaktadır. Bütün bunlar Mevlana’ nın düşüncelerinin günümüzde de geçerliliğini koruduğunun kanıtıdır. Mevlana’ nın unutulmamış olmasının en önemli nedenleri, düşüncelerinin evrensel olması ve düşüncelerini şiir yoluyla usta bir biçimde sunmasıdır.</p>
<p>Dediğimiz gibi Mevlana’nın felsefesi günümüzde de artan bir önemle varlığını sürdürmektedir. Ne yazık ki, geçen sekiz yüzyıl sonunda savaşlar ve kavgalar son bulmamış, Mevlana’nın sevgi ve hoşgörüyle son vermek istediği kin ve nefret varlığını sürdürmüştür. Bugün dünyamızın birçok yerinde var olan ve insanlığı etkileyen ırkçılığa, şiddet ve hoşgörüsüzlüğe karşı; Mevlana’nın hoşgörülü ve barışçı felsefesi benimsenirse, evrensel barış bizlere çok uzak olmayacaktır. Özellikle, terör ve savaşın yoğun bir şekilde hissedildiği şu günlerde Mevlana düşüncesinin önemi daha çok ortaya çıkmaktadır. Mevlana’nın çok önem verdiği ve tutkuyla bağlandığı insanlar, hala bu sevgiyi ve hoşgörüyü anlayamamış, kendi hayatlarına uygulayamamışlardır. Bu sebeple Mevlana felsefesinin tüm dünyaya tanıtımı ayrı bir önem kazanmıştır. Günümüzde artık insanların farklılıklarına hoşgörüyle bakabilmeyi ve birbirlerini sevebilmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Bunun için de Anadolu hümanizminin kurucusu olan Mevlana öğretisi yaygınlaşmalıdır.</p>
<p>Mevlana ve felsefesi, bugün onu sevenlerin kalplerinde varlığını sürdürmektedir. Zaten kendidisi de bunun farkındadır:</p>
<p>“ Mezarımızı yerde aramayınız, bizim mezarımız bizi sevenlerin gönlündedir.”</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seviyofm.com/mevlana-celaleddin-rumi-ve-felsefesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç yönetmenler yarışıyor</title>
		<link>http://www.seviyofm.com/genc-yonetmenler-yarisiyor.html</link>
		<comments>http://www.seviyofm.com/genc-yonetmenler-yarisiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 19:49:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Genç yönetmenler yarışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Müdürlüğü Sinema Daire Başkanı Nejat Gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Senarist Sırrı Süreyya Önder ve Oyuncu Şebnem Dönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Yazarı Ömür Gedik]]></category>
		<category><![CDATA[Türsak Başkanı Engin Yiğitgil]]></category>
		<category><![CDATA[Türsak Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türsak Vakfı işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yapımcı Osmantan Erkır]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetmen Özcan Alper]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seviyofm.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türsak Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen “Geleceğin Sineması 6”da 200’ü aşkın yönetmen filmleriyle yarışacak. Tarih      :      25 Haziran 2009 Yer     :     Fransız Kültür Merkezi Şehir     :     İstanbul Avrupa İSTANBUL – Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türsak Vakfı’nın işbirliğiyle üniversitelerin fakülte dekanları ve bölüm başkanları tarafından da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><img src="http://www.antoloji.com/i/e/200906/8959_b_1564.widec.jpg" alt="" width="250" height="350" /></p>
<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türsak Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen “Geleceğin Sineması 6”da 200’ü aşkın yönetmen filmleriyle yarışacak. </strong></p>
<p><strong>Tarih      :      25 Haziran 2009 </strong></p>
<p><strong>Yer     :     Fransız Kültür Merkezi </strong></p>
<p><strong>Şehir     :     İstanbul Avrupa</strong></p>
<p>İSTANBUL – Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türsak Vakfı’nın işbirliğiyle üniversitelerin fakülte dekanları ve bölüm başkanları tarafından da desteklenen ”Geleceğin Sineması 6” nın sonuçları 25 Haziran’da açıklanacak.</p>
<p>İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak olan törende, finale kalan 20 öğrenci 2 bin 500 TL ödül alacak.</p>
<p>“Geleceğin Sineması”nın seçici kurulu ise kültür-sanat dünyasının başarılı isimlerinden oluşuyor: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı Günay Kiracı, Siyad Başkanı-Sinema Yazarı Murat Özer, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü Sinema Daire Başkanı Nejat Gökçe, Yapımcı Osmantan Erkır, Sinema Yazarı Ömür Gedik, Türsak Başkanı Engin Yiğitgil, Yönetmen Özcan Alper, Senarist Sırrı Süreyya Önder ve Oyuncu Şebnem Dönmez.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seviyofm.com/genc-yonetmenler-yarisiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

